Süre zorunluluğu sınavda en büyük düşman oluyor. Öğrenciler ‘biliyorum ama yazamadım’ diye terk ettiği sorular için, sınıfta deneyip işe yaradığını gördüğüm üç somut taktik.
Süresi bitiyor diye panik yapma, sadece ilk 10 saniyeyi kazan
Sınavda saat bekleyip ‘kalacak mı acaba?’ diye düşündüğüm anda beyin zaten yarısından daha az çalışıyor. Ben geçen sene bir grupla denediğim şu küçük alıştırma: her soruyu açtıktan sonra kaleme almak yerine 10 saniye sadece gözle tarıyorum. Seçeneklerde gördüğüm tek fark, ya da eksik olan şey varsa hemen işaretliyorum; yoksa bir sonraki soruya geçiyorum. Bu 10 saniyelik ‘göz tarama’ pratiği, benim için ortalama 2-3 soruyu yeni başladığım için çözmeden atlamamı sağlıyor. Gerçekten bilmediğim sorularda da bu bekleme süresi boşa gidiyor, o zaman da tahmin edip geçiyorum. Önemli olan, çözülebilecek olan soruyu başlama mücadelesi içinde time out yememek.
Deneme sınavlarında, her soruyu okuduktan sonra saat yerine elimdeki kulaklıktaki saniye sayacını başlat. 10 saniye dolduğunda kalemi kaldırıp karar ver. İki hafta bu uygulamayı yaparsan, gerçek sınavda refleks haline gelir.
İki seçenekli sorular için ‘ekleme/çıkarma’ kuralını kullan
Ön Lisans matematikte, özellikle oran veya bölme türevi olan sorularda, iki seçenek genellikle birbirinin tam tersidir: biri ‘x+5’, diğeri ‘x-5’ gibi. Bu şekilde karşılıklı çıkan ikiliyi gördüğüm an, birini mutlaka işaretliyorum ve şansımı %50’ye yükseltiyorum. Günlük yaşamdan bir örnek: markette iki arasında fiyat farkı soruyorlar, bir seçenek 12 TL, diğer de 18 TL. Eğer soruda ‘fiyat farkı 6 TL’ diyorsa, bu iki seçenek mutlaka doğru-yanlış ikilisidir. Tek yapmam gereken, koşulu sağlayan tarafı hızlıca tespit etmek; hesap makinesine gerek yok. Aynı mantık Türkçe’de de geçerli: ‘cümlede hatalı olan’ sorusunda, iki seçenekte tekil-çoğul hatası varsa, biri doğru diğeri yanlış olur. Bu ikiliyi gördüğüm anda uzun okumaya gerek kalmadan, kurala uygun olanı seçip geçiyorum.
Bu taktik sayesinde, bir soruyu 30 saniye içinde çözüp 15 saniyelik bir kazanç sağlıyorum. Örneğin 40 soruluk bir alt testte bu yöntemi sadece beş soruda uyguladığımda, doğrudan 75 saniye kazanmış oluyorum – yani bir soruyu tamam şekilde çözmek için harcadığım sürenin yarısı.
Bir ragam sayfasında, iki seçenekli soruları renkle işaretleyerek toparla. Deneme sınavlarında bu görsel ipucu, geri döndüğünde hızlı karar vermeni sağlar.
Zor sorulara ‘geri dönüş noktası’ koy, çözmeden geçme korkusunu yok et
Bir soruya takılıp başta bir dakika, ikinciden sonra iki dakika harcamak çok kolay. Benim deneyimim, bu ‘sadece bir dakika daha’ düşüncesi, aslında bütün sınav için zaman borcu oluşturuyor. Bunun yerine, zor bir soru gördüğüm anda, kaleme ‘↩’ işareti koyarak bir geri dönüş noktası belirliyorum ve hemen sonraki soruya geçiyorum. Bu sayede beyin o sorguyu ÇÖZME modundan ARAMA moduna geçer; bazen bir sonraki konuda gördüğüm bir ipucu, önceki sorunun kilidini açıyor. En kritik nokta, bu işaretlediğim sorulara sınavın son beş dakikasında sadece bir kez dönebiliyorum. Daha fazla geri dönmek, o uçuk döngüyü başlatır ve asla bitirmezsen.
Geçtiğimiz yıl bir öğrencim, 40 soruluk Türkçe testi ortasında bir söylem sorusuna takıldı ve yarım saat riuscunda bir soru üzerinde durdu. Geri döndüğünde de çözemedi, sadece bir soru için toplam 8 dakika harcamıştı. Oğuluna bu durağı geçtikten sonra ‘geri dönüş noktası’ koysun dedim; bir testte bu yöntemi uyguladığında, aynı bölümdeki diğer 12 soruyu da çöbildi ve netini 40’ın üzerine çıkardı. İlk kez gördüğüm anda şaşırdım, sonra kendi deneyimlerimle tutturduğumu anladım.
Gerçek sınav simülasyonunda, her zor soru için kalemin üstüne küçük bir ok işareti koy. Sınav bittikten sonra bu işaretli sorulara sadece bir kez dön ve cevap ver. Daha fazla geri dönmek zaman kaybıdır.